Epilepsi

+

Epilepsi

Nöbet; beyinde, ani, aşırı, anormal elektriksel deşarjlara bağlı sinir hücrelerinin normal işleyişinin bozulması ile ortaya çıkan, kısa süreli, geçici, davranış veya duyusal değişikliklerdir. Bilinç kaybı eşlik edebilir ya da etmeyebilir. Nöbet bir belirtidir ve çeşitli nedenlere bağlı gelişebilir. Epilepsi ise tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir durumdur. Epilepsi tanısı için kişinin birden fazla tekrarlayan nöbeti olmalı ya da tek nöbet geçirmişse bile yapılan nörolojik muayenesinde, EEG (elektroensefalografi), beyin MR görüntülemelerinde nöbetin tekrarlayabileceğini gösteren bulgular varsa ilk nöbet sonrasında da ilaç başlanabilir.

Nöbet sırasında; çocuklarda baş dönmesi, çenede kilitlenme, anormal ses çıkarma, gözleri sağa/sola bir noktaya dikme, sabit bakış, gözlerde kırpıştırma, ağız kenarında çekilmeler, vücudun bir yarısını ya da tümünü tutan amaçsız el kol, bacak hareketleri, kasılmalar, omuz, boyun, kollarda silkinme, tüm vücutta titreme ya da aşırı gevşeme, ani yere düşme, idrar kaçırma gözlenebilir.  Genellikle nöbetler 2-3 dakikada sonlanır, arkasından bir gevşeme, uyku hali/uyku gözlenebilir. Bazen nöbetin süresi 30 dakikayı aşabilir.

Epilepsi Neden Olur?

Epilepsi bir beyin hastalığıdır, ancak bir akıl hastalığı değildir. Toplumda yaklaşık % 1 sıklığında görülmektedir. Epilepsili hastaların çoğunda nöbetlere yol açan bir neden gösterilemez ve bu epilepsiye idiopatik (nedeni bilinmeyen) epilepsi denir. Bir kısım hastada (% 25-40) neden gösterilebilirse buna semptomatik epilepsi denir.  Epilepsinin nedenleri başladığı yaşa göre değişmekle birlikte birçok farklı nedenle meydana gelebilir.

Çocuklarda epilepsiye en sık yol açan nedenler;

  • Doğum öncesi, bebeğin beyin gelişimini olumsuz etkileyen her şey (enfeksiyon hastalıkları, gebelikte aşırı kanamalar, annenin kullandığı bazı ilaçlar, gebelikte travma, vitamin eksiklikleri),
  • Doğum sırasında yaşanan sorunlar (beynin oksijensiz kalması, beyin kanaması, zor doğuma bağlı travma,),
  • Doğum sonrası beyini etkileyen durumlar (kan şekerinde düşüklük, çok yüksek sarılık değerleri gibi)
  • Doğum öncesi veya sonrasında ani gelişen beyin damar hastalıkları (tıkanma ya da kanama)
  • Beynin yapısal bozuklukları (beyin kıvrımlarında anormallik, beyin yapılarının farklı gelişimi)
  • Yenidoğan döneminden itibaren herhangi bir zaman diliminde gelişen beyin enfeksiyonları, menenjitler
  • Genetik nedenler (kromozom hastalıkları),
  • Doğuştan gelen ailesel geçişli metabolik hastalıklar,
  • Kazalara bağlı beynin hasarlanması,
  • Beyin tümörleri
  • Zehirlenmeler gibi

 

Altta yatan bir neden olduğu düşünülen durumlarda, genellikle çocukta ek nörolojik sorunlar (yürümede, konuşmada gerilik, zekâ geriliği, hareket bozukluğu gibi) vardır. Son yıllarda genetik bilimindeki ilerlemeler ile ailesel olan epilepsi tipleri belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu konudaki çalışmalar arttıkça epilepsinin bilinmeyen nedenleri açıklanacaktır ancak halen büyük bir kısmının nedeni bilinmemektedir.

Nöbet tetikleyiciler; nöbet için verilen ilaçları içmeyi unutmak, uzun süreli uykusuzluk, öğün atlamak, enfeksiyonlar, aşırı stres, heyecan, ateş, güneş altında aşırı kalma, televizyon, bilgisayar, filmler, hareketli videolar, oyunlar gibi hızla yanıp sönen ışıklar, bazen aşırı sıcak su, hormonal değişiklikler gibi. Soğuk algınlığı için kullanılan bazı ilaçlarda bazen nöbeti tetikleyebilir.

Epilepsi tanısı nasıl konulur?

Öncelikle nöbeti gözlemleyen anne-baba, kardeş, bakıcı, kreş öğretmeni, arkadaş, öğretmen gibi kişilerden ve ifade edebilecek yaşta ise çocuğun nöbet öncesi, nöbet sırası ya da sonrasında verdiği bilgiye göre, nöbet sırasında çekilen video (cep telefonları kaydı) kayıtları ile genellikle tanı konulur. Tanı EEG, beyin MRG ile desteklenir. Video EEG ile kesin tanı konulur.

EEG, saçlı deriye yerleştirilen elektrotlar yardımıyla elde edilen  beyin dalga eğrileridir. Normalde bu kayıt işlemi, uyanık ve uykuda iken 20-40 dakika süreli yapılır, istenilen sıklıkta tekrar edilebilir, zararsız ve ağrısızdır. 

Epileptik nöbetler, uykuya dalma sırasında olan normal sıçramalardan, ateşli havalelerden, tiklerden, soluk tutma nöbetlerinden, gece kabuslarından, bayılmalardan, migrenden ayırt edilmelidir.

Tedavi;

Epilepsi tedavisinde, genellikle antinöbet (nöbeti durdurucu) ilaçlar kullanılmaktadır ve hastaların yarısından fazlasında nöbetler tek ilaç ile kontrol altına alınır. Hekimin uzun süreli bu tıbbi tedaviyi aile ve yaş grubuna göre çocuğa uygun şekilde anlatması gereklidir. Tedavide kullanılan ilaçların yan ve istenmeyen etkilerini gözlemlemek için düzenli aralarla kan tetkikleri yapılmalıdır.  İyi düzenlenmiş bir tedavi çocuğun normal yaşamını, zeka düzeyini etkilemez. Sıklıkla gözlenen yan etkiler sersemlik, iştahta artma ya da azalma, kilo artımı ya da kaybetme, saç dökülmesi, dikkat eksikliğidir.

Tedavinin sonlandırılması; kişisel tedavi farklılıkları olmakla birlikte, nöbetsiz geçen en az 2 yıldan sonra başlandığı gibi ilaç dozları yavaş yavaş azaltılarak kesilir.

Epilepsi nöbeti sırasında çocuğun çevresindekiler ne yapmalıdır?

Aileler bu bahsettiğimiz nöbet belirtilerini gördükleri zaman, panik yapmadan çocuğu güvenli bir yere yatırmalı, başını ve gövdeyi yana çevirmeli, ağıza çenede kilitlenme olmasın diye veya ağızı açmak için kaşık, parmak sokmamalı, nöbetin süresini takip etmeli, mümkünse nöbeti videoya kaydetmelerini ve nöbet süresi 5 dakikayı açarsa 112’yi aramalarını öneriyoruz. Ayrıca çocuğun yakın çevresindeki arkadaşları, öğretmenleri de uygun şekilde nöbet sırasında ne yapacakları konusunda bilgilendirilmelidir.

Epilepsi tanısı sonrası takip

Çocuk, hekim, aile, öğretmen ve sosyal çevre ilişkileri her hastalıkta olduğu gibi epilepside de bir uyum içinde olmalıdır. Hekim tarafından epilepsi tanısı konulup tedavi başlandıysa ilaçları düzenli, önerilen dozlarda kullanmalarını, olası yan etkileri gözlemleyip, kontrollerini aksatmamaları gerektiğini vurguluyoruz. Ne yazık ki toplumda hâlâ epilepsinin bulaşıcı olduğu, zihinsel gerilikle birlikte seyrettiği ya da nöbet geçiren çocuğun sürekli risk altında olduğu gibi yanlış inanışlar vardır. Bu önyargılar, çocukların gereksiz yere dışlanmasına ve özgüven kaybına yol açabilir. Düzenli kontrolleri yapılan, düzenli ilaç alan, aile, hekim ve çevre ile uyumlu bir yaşam sürdüren, hastalığı hakkında yaş grubuna uygun bilgilendirilen epileptik çocukların diğer çocuklardan farkı yoktur.

Epilepsili çocuklar okula gidebilir ve spor yapabilir. Spor, epilepsili çocuklar için çoğu zaman yasak değil, aksine destekleyicidir. Yürüyüş, koşu, bisiklet (koruyucu kaskla), yüzme (yakın gözetim altında), takım sporları ve okul beden eğitimi dersleri genellikle güvenlidir. Ancak yalnız başına yüzme, yüksekten atlama, dağcılık, dalış gibi ciddi risk içeren sporlar hekim önerisi olmadan yapılmamalıdır. Spor seçimi mutlaka çocuğun nöbet tipi, nöbet kontrol durumu ve hekimin önerileri doğrultusunda yapılmalıdır.

Öğretmenlere düşen rol bu noktada çok önemlidir. Öğretmenlerin epilepsi hakkında doğru bilgiye sahip olması, nöbet sırasında sakin kalması ve temel ilk yardım adımlarını bilmesi çocuğun okulda kendini güvende hissetmesini sağlar. Epilepsili çocuklar özel muameleye değil, anlayış ve kabul edici bir yaklaşıma ihtiyaç duyar. Okul, aile ve sağlık ekibinin iş birliğiyle epilepsili çocuklar hem akademik hem de sosyal açıdan yaşıtlarıyla eşit şekilde gelişimlerini sürdürebilirler.